divadeiwob etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
divadeiwob etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mart 16, 2008

Bilgisayarların Götü Var Mıdır?

Soru 101: ümit: bilgisayarlarında götü varmı

Bilgisayar denen yaratık ( oluşuk desek aslında daha doğru olur ) insan denen mahluktan oluşturulmuş bir varlıktır. Her ne kadar bilim insanları "örnek aldığımız organ beyindir" deseler de bu büyük bir kandırmacadan ibarettir.

Öncelikle bilgisayarların beyinleri olup olmadığı konusunda aydınlatmak isterim sizleri. Çok sevgili çalışma arkadaşlarım Steven Pinker ve António Dámasio ile yaptığım uzun konuşmalar sonucunda ( Elbette Mr. Alan Turing'in aydınlattığı yolda ilerlerken ) bilgisayarlarla insan beyninin çalışma yapısında büyük farklar olduğunu gözler önüne sermiştik. ( bkz: Larry King & Stephan Hawking vs Pinker & Dámasio & Evren ) Bir bilgisayar tüm işlemleri sıralı yapar. Sıralı işleme örnek vermek gerekirse toplama işlemini sayabiliriz. İstediğiniz kadar fazla sayıyı toplayın hiç fark etmez, bunları ikili gruplar halinde toplayabilirsiniz. Yani henüz 3 sayıyı birden toplayacak bir bilgisayar üretilmemiştir. IQ'su 140'ın altında olanlar için örnekleyeyim: 1 + 1 + 1 'i gördüğünüz zaman anında 3 dersiniz ve bunu (1 + 1 ) + 1 --> 2 + 1 = 3 şeklinde bulmazsınız. Ancak bu işlemi NASA'nın bilgisayarlarına sorsanız bile yukarıdaki gibi yapacaktır işlemini. İşin doğası gereği böyledir bu.

Şimdi tabi IQ'su 100'ün altında olanlarınız soracaktır: "çift çekirdekli bilgisayarlar var bunlar aynı anda başka işlemler yapıyorlar, bir nevi paralel çalışıyorlar, ne diyorsun buna dümbük evren" diye. Efenim haksızsınız her zamanki gibi. Ama şirket kanunları gereği 100'ün altındaki yanıtları açıklamamız yasak. O yüzden sizi wikipedia'ya yönlendiriyorum.

Gelelim göt mevzusuna. Bilgisayarların da götü var mı? Bilgisayarların götü yoktur. Hatta eminim Ümit'teki göt kimsede yoktur bu dünyada. Şanı bana kadar geldi. Ümit Bey'in bu dikkati dağıtma ve başka yerlere çekme politikası çok gereksiz. Üzgünüm Ümit, kimseyi kandıramazsın. Yani ölü pipiyi canlandıran yapınla sen bir ekolsün.

Tabi buna itiraz edenleriniz olacaktır. "Yok efendim ben gördüm, bizim kapıcının hapisten yeni çıkmış oğlunun bilgisayarının götü vardı ikigözümönümeaksınki" Monitördeki götü görüp bunu bilgisayarın kendi götü sanmanız çok salakça. Olsa olsa bilgisayarın yüzü vardır diyebilirsiniz. Ancak tahmin ettiğim kadarıyla götünüze kaş-göz çizince yüzünüze benziyor diye monitörü göt sanmış olabilirsiniz. Çok göt adamsınız vallaha.

Aslında hepimizin malumu bilgisayarların backdoor'ları var. Ultra komik bağlantılar sonucu bu backdoor'ları göt sanmış da olabilirsiniz. Backdoor'lardan girişin bilgisayar kullanıcılığına sığmadığını hatta bunun haram olduğunu bile düşünebilirsiniz. Oysa backdoor hem bilgisayar için hem de insan için candır, canandır. Herkeste olması zorunludur. Girişi çıkışı güzeldir. Herkese de tavsiye edilmiştir. Özellikle erkeklerin çok hoşuna gittiği söylenir. Erik'le benim favorimizdir. Ayrıca Erik'le evleneceğiz. Ama önce Ağustos'ta askere gideceğim. İpne H2O2 mesajlarıma cevap verse ona da söyleyecektim ama backdoorgiver buradan okusun artık.

Ocak 16, 2008

Cennetlik

"Soru 95: seda: benim bi erkek ardaşım var şeytana uyduk obana dokundu bende ona boşaldık ama cinsel uzvu tenime değmedi sadece dokundum oda bana dokundu bu zinaya girermi, çok pişmanım bunu sorarken bi,le utanıyoruı"

Sedacığım sitemizin samimiyetine güvenip bu soruyu sormuş. Kendisini tebrik ediyorum. Utanılacak bir şey yok. Herkes onun durumuna düşebilirdi. Mesela ben sevgililerimden birisine batpılag taktırmıştım. Onun utancını yaşadım mı? Yaşadım. Ancak şimdi iyiyim.

Çok uzatıyorum her zamanki gibi ( he he, ben yok muyum beeennn)

Bir fıkra anlatasım geldi.

Hocanın biri kadınlara vaaz verirken içlerinden en zillisi bir soru sorar: "Hoca hoca, bir avukatla zina yaparsak cehennemde kaç sene yanarız." "3 sene yanarsın hanım kızım." demiş hoca. "Bir doktorla zina yaparsak kaç sene yanarız" diye devam etmiş kadın. Hoca da "2 sene yanarsın hanım kızım demiş. Kadın hızını alamayarak son sorusunu sormuş:" Hocam peki bir hocayla zina yaparsak ne olur?"

Hoca gülmüş ve "Seni hin seni, demek cennete gitmek istiyorsun?" demiş.

Uzun lafın devamı olarak biraz ciddi olayım. Müslümanlık cinsellik konusunda bir çok serbestlik getirdiği için benim gözümde daha makul bir dindir. İki yetişkin istedikleri gibi sevişebilirler. Tavşanlar gibi, Ali Kırca gibi. Günah değildir bu. Sadece bu işin gizli yapılmaması gerekiyor. Açık açık söylemeniz gerekiyor. "Paşalar gibi tokuşuyorum kardeşim, sana giren çıkan ne?" diyebilirsiniz. Arap adetleriyle müslümanlığı karıştırmamak lazım. Yanlış bildiklerinizi unutun. Yani Sedacım aslında sen dokunarak şeytana uymadın. Şu an sadece yaptığın şeyi gizlediğin için şeytana uymuş sayılabilirsin. Özgür seks vaadedilen topraklardan çıktı, 68'deki gençlerden 1300 sene önce. Unutma bunu ; )

Ailenizin Zekeriya Dümen'i divadeiwob sorunuzu yanıtladı.

Eylül 30, 2007

Ben Yoruldum E(1)L(3) Çekenler Yorulmadı

Soru 093: sk8erboiz: şimdi ben oruç tutuyodum ama sabah bi kalktımki sabah ereksiyonu olmuşum. sizce orucum bozulmuşmudur? bide 31çekmek günahmı? teşekkür ederim.

Ramazan ayının sonuna yaklaşmış olsak da cevaplayalım, gelecek sene için sayarız.
Sabah, öğle, akşam, gece, ikindi, şafak, gün batımı ereksiyonlarının hepsini sayabiliriz. Hepsi için cevabımız: HAYIR. Ereksiyon olmak bozmaz. Yalnız ereksiyonun kendiliğinden geçmiş olması gerekiyor. Yani sizin müdahalenizle (anladınız umarım) geçerse o zaman orucunuz bozulur. Bilerek orucunuzu bozduğunuz için de ya 61 gün oruç tutacaksınız ya da başka şekillerde bu cezayı halledeceksiniz. O sizinle Allah arasında ama ben genel prosedürden bahsedeyim:
Orucunuzu bozdunuz ve 61 günlük kefaret orucunu da tutmak istemiyorsunuz. O zaman iki seçeneğiniz var


  1. Bir adet köleyi azat etmeniz lazım. Şu anki yönetim şeklimizle bu pek kolay değil. Onun yerine kocanızı ya da karınızı bir kaç günlüğüne serbest bırakın bence
  2. 30 açı doyurmak. İşte bu çok tehlikeli. Bizim bir arkadaş "abi ne kefaret orucu tutçam, veririm parasını hallederim" deyip 30 açı 3 öğün boyunca doyurdu. Bu açlardan biri Metehan diğeri de Kürşat olduğundan adamın yediği kazık çok büyüktü. Sonra zaten borçlarını ödeyemediğinden kendisiniz bizzat şahsen intihar etti, geri iade de alınmadı dünyaya.

Sorunun ikinci kısmı osbir çekmek günah mı diyor. Bunun da şartları var tabi. Hemen yazalım vatana milete, dine bir faydamız dokunsun, bakalım muhtarın reddi

kitabı ne diyor bu konuda: "El ile istimna; zevk için olursa haram, sükunet bulmak için caiz, zina tehlikesi olursa, vâcib olur. (redd-ül-muhtar)"

görüldüğü üzere ilk durumda bırakın günah olmayı anal seks'le aynı kategoriye sokulup haram olarak nitelendirilmiş. Benden söylemesi. Durduk yere yapmayın yani.

Sana Bi Bi Bi Bi Gaymak Lazım - Balla Yersin

Soru 081: hibon : yag neden kaygandir?

Canım kardeşim Hibon Almanyalardan sormuş yağ neden kaygandir diye.

Kimya biliminin merkezi olan bu yerden böyle bir soru gelmesi sitemiz adına sevindirici, gurur verici bir şeydir. Ünümüzün nerelere kadar yayıldığının göstergesidir.

Bir Bachelor of Science in Chemistry olarak hemen söyleyeyim: Yağlar apolar bir yapıya sahip olduklarından ötürü kaygandırlar. Daha fazla bilgi için sizi herhangi bir "General Kimya" kitabına yönlendireyim. Benim tercihim Petrucci'nin kitabıdır. Ben de orijinali var ama İstanbul'da kaldı. Adresimi bilenler gidip oradan alabilirler.

Bu soru o kadar doğru o kadar yerinde bir soru oldu ki daha fazla bir şey diyemiyorum. O yüzden böyle doğru sorular sormayın çünkü şu an The Girl Who Wants To Be God dinliyorum.

Eylül 25, 2007

Yine De Oynar Mısın Benimle

Soru 089: Coito ergo sum: "Pek çok Blogger kullanıcısı Profillerini herkesle paylaşmamayı seçerler" Boyle diyor sagolsun blog sunucumuz. Bu lafa karsilik hassiktir ordan desek, ayip etmis olur muyuz?


Coito ergo sum, nickname'in çok güzel, hemen tanışmak istiyorum seninle. Cogito versiyonunu duymuştum yalnız Coito haggaten daha bi manidar olmuş bu güzelim sayfamıza.

Bu blogger milleti öyle paylaşmayı sevmez. Çelişkili görünebilir tabi hem paylaşmayı isteyip hem de paylaşmamayı istememek. Gerçi bu konuda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin ( hayatımda okuduğum en güzel metinlerden biridir bu, her seferimde gözlerim dolar, keşke derim hep) 1211 sayılı maddesinde "Hiçbir kişinin kendi kendisiyle çelişme hakkı engellenemez - buna doğal afet durumları da dahildir." yazar.

Her haklı saklı olan insanlar bu haklarını da sonuna kadar kullanmakta stray dog'lar kadar özgürdür.

Profil paylaşmama durumunu ben anlamam, anlayanı anlamam, paylaşmayanı sevmem. Benim bloguma paylaşılmamış profil sahibi biri yazarsa anında yazdığını silerim. Anonim yaz kardeşim, tıklıyoruz kimmiş bu diye, bi bakıyoruz bu salak yazı çıkıyor.

Anlamam diyorum ama aslında kastettiğim analmam, haram yani. Olmaz. O yüzden tahmin edebildiğim kadarını yazayım.

Öncelikle herkesin kendi özel sebepleri olabileceği ihtimalini göz önünde bulunduralım. Sonra da "ihtimal dahilindeki" diğer sebeplerden bir iki tanesini yazayım. Ne şişi yakalım ne de kebabı.

Bazı bloglara sadece blogger hesabı olanlar yorum yazabiliyorlar o yüzden misal ben hem yorum yazmak istiyorum o bloga hem de kim olduğum bilinmesin istiyorum. O zaman hemen çakma bir blog hesabı alıyorum ve kendimi mutlu ediyorum. Profilinin kendi sayfasında gözükmemesini isteyen kişi bunu zaten ayarlayabilmekte. Bu yüzden profile ulaşabilecek bir tek yorumlar kalıyor, bu da benim tahminim oluyor analyacağınız.

Başka bir ihtimal de "Abi ben internette ne form görsem dolduruyorum. Blogger profilime de telefon numaramı ve adresimi dahi yazıyorum alışkanlıkla. Doğal olarak da herkes görsün istemiyorum. O yüzden hem dolduruyorum hem de yayınlamıyorum, dünyanın en zeki üçüncü insanıyım." olabilir. Bu kişilere allahtan rahmet, sevdiklerine başsağlığı diyorum.


Coito'nun sorusunun yanıtına gelince; sen hassiktir de bakalım, sonrasında da bak baklım "yine de oynarlar mı seninle"..

Eylül 19, 2007

Enlarge Your Question, Shrink Your Penis

Soru 095: osse1907: penisim 11 santim. internette bunun normali 5 inch falan diyorlar. bir inç kaç santim. penisim küçükmü. 16 yaşındayım. lütfen yardım edin.


Önce teknik, sonra taktik bilgiler.

Bir inç 2,54 cm'ye tekabül etmekte. 5 inç ise, hemen bakıyorum Texas hesap makinemi kullanırak, ee, hah, 12,7 cm yapıyor. İnternette bunun normal olduğu yazıyordur, doğrudur. 12 santim dediğin nedir ki? Uzun Marlboro sigarasından birazcık daha uzun.

Görüldüğü üzere senin penisin (12,7-11)/12,7 * 100 = %13 daha küçük ortalamadan. Öncelikle sağlık olsun, geçmiş olsun, allah daha kötüsünden saklasın, buna da şükür vs diyebilirim. Malesef penisiniz ( ki artık bundan sonra 'pipi' olarak geçecektir bu konuşmada, zira biz padawan penis'lere pipi deriz) küçük.

Aslında çok küçük de değil. Ortalamanın 12-13 civarında olduğunu düşünürsek normal sayılırsınız. Tabi ben kendi çevremle kıyaslayarak küçük diyorum. Zira Biz büyük penisliler ) ki artık bundan sonra 'yarrah' olarak geçecektir bu konuşmada, zira biz master jedi penis'lere yarrah deriz) 18 santimden bir milim aşağısını grubumuza almayız. Bu da takribi 7 inç'e denk düşmekte.

Şimdi biraz içine su serpeyim. Evet, pipin var ama bu hiçbir şeyin sonu değil. Nasıl ki büyük olması da hiçbir şeyin başlangıcı olmadığı gibi. Vajinadaki sinirlerin yüzde 90'ı Allah'ın senin gibi kullarını düşünmesi sonucu ilk 1/3'lük kısımdadır. Yani kadınları fiziksel olarak uyarmada bir sorunun olmayacak. Rahat ol. Ayrıca anal seks şansın da yarrah'lılar taburundan daha çok olacak. Çünkü o porno filmlerde gördüğü her şeyi emen popolar gerçek hayatta yoklar ya da çok az bulunmaktalar.
Yalnız kötü bir tarafı var küçük pipinin; ağızlara layık değildir malesef. Olabildiğince göstermemeye çalış etrafa falan da filan. Ayrıca vajinanın içini tam olarak dolduramayacak oluşuna, "kökleme" denilen hareketin sende çok boş olacağına ya da "pay bırakma" işlemini yapmanın sende imkansız olduğuna kendini alıştır. Tabi buradan uzun penisli beylere ve sevgililerine sesleniyorum, lütfen imkanlarınızı sonuna kadar kullanın. Her sevişmenizi "bu son olabilir"mişçesine yaşamanızı tavsiye eder gözlerinizden öperim.


Saygılar
Ailenizin Dohtoru

Eylül 12, 2007

Biz Semra Hocayla Sevişiyoruz*

Soru 087: deli: ne olur bana yardım edin şu an 14 yaşımdayım ve öğretmenime aşık oldum ne yapmalıyım onu aklımdan nasıl silmeliyim

Sevgili deli kardeşim, bir çok insan öğretmenine aşık olmuştur. Ben de onlarca öğretmenimden bir tanesine aşık olmuştum. Ne kadar zor olduğunu anlayabiliyorum. Bir türlü yaklaşamıyorsun, düşüncelerini açamıyorsun. İyice korkuyorsun. Çok normal. Ben çok şanslıyım. İyi konuşabiliyorum, iki lafı doğru düzgün söyleyebiliyorum. O yüzden durumu düzeltmiş ve istediğim müspet sonucu elde etmiştim. Yaklaşık 1 sene kadar. Ondan sonra aşk bitti, ilişki bitti. Aklımdan silindi. Aynı şeyi senden bekliyoruz tüm “O Soruyu Sor” ekibi olarak. Teşekkür mektubu yollamana gerek yok. Ne zorlu şartlar altında çalıştığımızın farkında olman ve arkadaşlarına bu siteden bahsetmen bizi çok mutlu edecektir.

Best Wishes

Divadeiwob

Chief Executive Blogger



* İnek Şaban - Hababam Sınıfı

Eylül 11, 2007

Yeter Ama Metin Bey, Ben De İnsanım!

bilalbey, ben aslında çok küfreden bir insan değilim amınakoyim

Soru 086: ftb: icerigi denetlenmeyen bir online sayfaya (herhangi bir text box icine) cinsel icerikli/mustehcen metin girme hizi cm/sn cinsinden kactir? girerken bir yanma yapiyorsa bu normal midir?


Abim sormuş, ben de yanıtlayayım.

Genelde soruların niye sorulduğu benim derdim değil. Adam denk gelir bu sayfaya, bir şeyi de merak etmiştir, denize şişesini atar. Bu sefer FTB bir tespit yapıp bunu kibarca değerlendirmemi istemiş aslında. Bakalım ne demiş, yakınlıklarımız, benzerliklerimiz var mı “o soruyu sor” sitesi olarak.

ftb: icerigi denetlenmeyen bir online sayfaya (herhangi bir text box icine) ( ahanda bizim çetbaks) cinsel icerikli/mustehcen metin (ahanda gene bizim çetbakstaki metinler) girme hizi cm/sn cinsinden kactir? girerken bir yanma yapiyorsa bu normal midir?

Pek yanıtlayamıyorum bu soruyu. Başka konulardan bahsedeyim belki kesişiriz.

İki elin ve ayağın toplamda 20 parmağı kadar maksimum okuyucuya sahip “başkası sorsun, sen yanıtla hep beraber eğlenelim” sitemizde son zamanlarda artan cinsel içerikli metin girme olayı yakında benim tepemi attıracaktır. En son sorulardan bir tanesini örnek vereyim: Nurbanu: sevgilim srtünürken vajınama boşaldı ve adetim gelmesine 3- 4 gün var acaba hamile kalır mıyım...

Şimdi Nurbanu bu kadar rahat bir soru sorabiliyorsa ben de çok rahat bir şekilde bunu yanıtlamalıyım aslında. Ona merakımdan “sevgilin niye sana sürtünüyordu?” diye sormalıyım. Sevgilin dünyanın en dayanıklı ve uzun atlamacı spermlerine sahip olsa bile kendi yolunu bulup yumurtayı döllemesinin mümkün olamayacağını söylemeliyim. Hatta eğer sevgilisini boşalırken gördüyse ( ki anladığım kadarıyla bunu görmüş olmalı) her şeyi bir sebep doğrultusunda yaratmış olan Allah’ın meninin bu kadar yüksek debide akmasını ( buna fışkırmak da diyebiliriz) sağladığını düşünerek rahat olması gerektiğini anlatmalıyım. Ona ayrıca bu bilgilerin çok standart olduğunu. Bırak benim gibi 24 yaşında bir veledin bunları bilmesini, artık 16’sına gelmemiş insanların insan anatomisi ve fizyolojisi hakkında ondan fersah fersah ileride olduğunu ona bildirmeliyim. Tabi ayrıca bunun “nurbanu’nun” suçu olmadığını, kendisinin yalnız olmadığını da söylemeliyim.

Birkaç ipucu daha vereyim. Âdetin birkaç gün öncesi ve birkaç gün sonrası “güvenli” sayılan zamanlardandır. Öncesinde yumurta zaten ölmek üzeredir ve atılması çok yakındır. Sonrasında ise yeteri kadar olgunlaşmamıştır. Sevgili başarılı bir atış yapmış olsaydı bile ( veya bilerek bir “hata” yapmış) hamile kalman pek olası değildi. Tabi korunmayı elden bırakmamak lazım… Herkese tek eşli ve prezervatifli hayatlar diliyorum.
Not: Bu arada cinsel içerikli sorunlarınız için uzman hekimler var bu memlekette ( şaşırtıcı ama gerçek) Lütfen benim gibi pipisi sidikli, burnu sümüklü bir çocukcağızın laflarına itibar etmeyin. Okuyun ama kuşkucu olun. Ayrıca “lan sen artı iki eski ikilik dilimde bir risk yok dedin, bu çocuğun velayetini al” diyeniniz olursa onu kendisine “lan” diyeni trafik ışığının kırmızıdan sarıya geçerken korna çalan kişilerden daha hızlı bir şekilde dövebilecek birisine havale ederim. (EFT demedim dikkat ettiyseniz, havale dedim, anladın sen anladın ;)

Not: Atina’dan Reha Muhtar’ın bildirdiğine göre içeriği denetlenmeyen bir online sayfaya (herhangi bir text box içine) cinsel içerikli/müstehcen metin girme hızı 42 cm/saniye olarak belirlenmiş. Yanma yapması normalmiş. Ayrıca Orhan Veli'nin de “Text box içindeki müstehcen metin olsam” dediği rivayet edilmiş.

Aşık Atma N'olur, Elbet Seni De Bulur

Soru 085: rumuz ateş: bir kişinin sana âşık oıdugunu nasıl anlarsın

Rumuz ateş kardeşim, öncelikle sorduğun sual için sana teşekkürlerimi sunmak isterdim ancak bu beni seninle aynı seviyede gördüğüme dair bir yanlış anlaşılmaya yol açabileceğinden ötürü “eline sağlık” demekle yetiniyorum. Bu görünüşü kurtarma adına söylenmiş bir şey. Ben hayatım boyunca James’in şöyle dile getirdiği şekilde yaşamış bir insanım: “Living life like a comatose, ego loaded and swallow, swallow, swallow." Bu arada swallowstrings’e de bir göz kırpayım o kadar swallow dedikten sonra.

Soru “bir insan kendisine âşık olunduğunu nasıl anlar?” olarak sorulmamış. Bu bir tercih olabilir. Ben iki türlüsü için de yanıtlayayım. Öncelikle ben kesinlikle anlamam birisinin bana âşık olduğunu. Şimdiye kadar ( saymam lazım bir saniye) 4 kişi bana âşık olduğunu söyledi farklı zamanlarda. Onlar söyleyene kadar bilmiyordum. Onlar söyledikten sonra da bildiğim tek şey bana âşık olduklarını söylemiş olmalarıydı. Oysa bana göre bana âşık olan insan sayısı üçtü ve bunlardan ikisi “âşık olduğunu söylemeyen” kişilerden oluşuyordu. 20 tane veri olmadığı için pek anlamlı olmasa da yeteri kadar hata payını göz önünde bulundurup sana “aşığım” diyen her dört kişiden sadece bir tanesiyle ortak görüşe sahip olacağını sıkabilirim hiç utanmadan ve sıkılmadan.

Soruyu genellersek ise bir insan başkasının ona âşık olduğunu anlayamaz. Tahmin edebilir, bilebilir, hissedebilir. Ancak kesinlikle anlayamaz. Saçma ve akıl dışı bir şeyi anlamak Yüce Allah’ın biz kullarına bahşetmediği konulardan bir tanesidir. O yüzden anlamayı boş ver. Arada dolu tutarsan da ne âlâ?

Ben küçükken, ufacıkken, içi dolu turşucukken, kapitalizmin dümen suyuna girmeden önce âşık olmuştum. Hem de birkaç kere. Karşımdakiler bunu anlamadılar doğal olarak. Bunu bildiler. Zira ben söyledim onlara. Hiç çekinmeden. Her birine hissettiklerim farklıydı. Birbirine benzeyen iki tanesi yoktu hiç. Ancak hiç saklamadım sevdiğimi. Allahın bildiğini niye kuldan saklayayım?

Bence “rumuz ateş” kardeşim, sen bu soruyu sorarken aslında “birisine âşık olduğumu ona nasıl anlatabilirim” demek istiyorsun. Sorunun nihai düzeltilmiş budur.

Yapacağın şey çok basit: Birisine karşı beslediğin eşsiz duyguların var. Çok şanslısın. Hiç durma, söyle hemen. Bir şeyi kötü yapmak, yanlış yapmak hiç yapmamaktan daha iyidir. Vakit dar, one life live it, smoking kills, saygılar sevgiler, naşşş, ay vant tu si yor ense tıraş

Yours Truly

divadeiwob.

Eylül 10, 2007

Erken BoşalMA

Soru 084: çapkın: İ:ERKEN BOŞALMA BEKERLARDA OLUR MU? EVLENİNCE BU İŞ DÜZENE GİRER Mİ? ÖRNEĞİN MASTURBASYON HAFTADA1 KEZ YADA 10 GÜNDE BİR YAPIYORUM BOŞALMAM 2 DK SÜRÜYOR SİZCE BENDE SORUN VAR MI ÇÜNKİ 10 DK DİYORLA


Cinsellik konusundaki bilgisizliği gördükten sonra artık insanlardan daha az şey bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bence Newton Amca’nın söylediği 3 kanunu filan, yok Beethoven Emmi’nin 9 senfonisi ya da Ali Baba’nın 40 Haramisini bilmek filan… Üst düzey beklentiler diyeyim.

Sorumuzu yanıtlamaya çalışayım eskinin en hızlı erken boşalmacılarından biri olarak.

Efenim, elbette bekârlarda (soruda Bekerlarda denmiş ama ben onun bekâr olduğunu düşünüyorum. Diğer türlü tanıdığım tek Beker, Haluk Beker’dir. Kendisinden nefret bile etmiyorum. O derece yani.) erken boşalma olur. Erken boşalma nereden bilsin sizin nikâh yapıp yapmadığınızı. İmam mı kıydı nikâhı, kaptan mı kıydı, yoksa belediyeden aldığı yetkiyle bir memur mu kıldı? Nereden bilsin, böyle saçma bir şey mi olur? Evlenince bu iş düzene girmez. Sizin adam gibi düzmeniz gerekir, şartları yani. Tabi senelerin bir birikmişliği olabilir aşmanız, boşaltmanız gereken. O yüzden ne kadar erken boşalırsanız o kadar çok yol alırsınız. Misal ben evleneceğim kişiyi çok acımaktayım. Şu an 24 yaşındayım ve içimdeki potansiyel debi inanılmaz boyutlarda. Sanırım bir yolunu bulmalıyım. Mesela her 108 dakikada bir butona basıp enerjimi atabilirim. Belki Lost’taki adadaki en büyük sorunlardan biri budur. Adada o kadar az insan sevişti ki şimdiye kadar, birileri her 108 dakikada bir adayı boşaltmak zorundalar.

Soruyu soran arkadaşımız mastürbasyon demiş ama ben “osbir” kelimesini daha çok sevdiğim için bunu kullanacağım. Öncelikle osbir öyle şakaya gelecek bir şey değildir. Ciddiyet ister. Karpuzla veya kavanoza kıyma koyarak “aletli osbir” yarışmalarına katılabilirsiniz. Ayrıca, okulda, hastanede, kütüphanede, iş yerinde yani kısaca “deplasmanda” diyebileceğimiz şekillerde de yapabilirsiniz. Şahsen benim bir numaralı deneyimim Bizim okulun oradan Bebek’e gidene kadar yaşadığımdı. Trafiğin olmadığını düşünürsek sanırım 1,5 dakikada çok güzel şeyler yaşamıştım. Hatta bununla ilgili bir kitap mı yazsam? 90 Dakikada Heidegger diye kitaplar yazılıyorsa ben de 90 saniyede 3 Osbir ( 3 saniye de benden)

Sorunun kısaca yanıtı 10 dakika çok kardeşim. 2–3 dakika iyidir. Sen başkalarının dediklerini o kadar sallama.

Tabi bu arada soruyu soran kişinin erkek olduğu varsayımını yaptım. Zira bu ataerkil toplumumuzda kadınlar çapkın olmuyorlar. Tabi bunun sorumlusu olarak erkekleri göstermek işin kolayına kaçmaktır. Çünkü “çapkın” kadınlara “orospu” diyen kadınların sayısı erkeklerin sayısından çok daha fazladır. Kendisini mutlu eden kadına niye kötü davransın değil mi canım?

Kadınlarda osbir konusunda pek bir cahilim. Oysa bir sevgilim bu konuda uzmandı. Keşke dinlemiş olsaydım o konuşurken. Ama isterseniz size e-mail adresini verebilirim. Ancak çok umarsızsanız benden isteyin.

Evlenince hayat ne olur bilmiyorum. Hiç evlenmedim. Hiç de düşünmüyorum. Gencim güzelim ; ))))

Original Profession

Soru 080: murat: original profession ne demek?

“Profesion dö oğijina” kavramı karşımıza ilk olarak Maquis de Sade’ın “Erdemle Kırbaçlanan Kadın” eserinde çıkmıştır. Hepimizin tahmin edeceği gibi Original Profession ile Original Sin arasında çok yakın bir ilişki vardır. Hepimizin tahmin edebileceği gibi demiş olmama bakmayın. Eminim bir kaçınız orijinal günahın ne olduğunu bilmiyorsunuzdur. Ben de bilmezdim birkaç gün öncesine kadar ancak bu günahı işlemiş olan kişiyle tanıştım geçenlerde. Evet, yanlış duymadınız, geçenlerde Havva Ana’mızla tanıştım rüyamda. Göbek deliğinin olmamasından anlayıverdim şıp diye. Gördüğüm belki de baş melek Mikail’di. Çok da önemi yok kim olduğunun. Önemli olan sorunun cevabının bana ilahi bir şekilde gelmiş olmasıdır. Original Sin, yani tüm günahların sebebi; Havva Anamızın gazına gelip yasak elmayı yiyen Adem Babamızın işlediği günahtır. Ondan bu yana insanlığın üstündeki bu kara leke bir türlü atılamamış, onun yerine bir çok çamur atılmış, izi kalmıştır.

Mösyö Marki dö Sad da bir benzerlik kurarak tüm mesleklerin kökenine inmeye çalışıp ilk mesleğin ne olduğunu bulmaya adamış Orleans’taki köy evinde uzunca bir süre. En sonunda da kendisine yakışacak bir şekilde Fahişeliği ilk meslek olarak belirlemiş.

Ben şahsen, bizzat, kendim olarak, naçizane görüşümü bildirmek istiyorum. Bence ilk meslek fahişelik değil hırsızlıktır. İnternet hırsızlığıdır hem de. Ne dediğimi anlamıyorsanız da Allah sizi ne etsin artık bilemiyorum. Tövbe tövbe.

Bu arada poligami, monogami vs filan neyin var ya, origami’de buradan gelir aslında, hişşş ;)

Eylül 09, 2007

Blog Job

Soru 079: Ragnar: Soru şu: Neden bu blog işiyle uğraşıp, bir sürü faydalı işi bir kenara bırakıyoruz? Egomuzu tatmin mi, amaç? Yoksa ne? Boşalmak? Blog yazan için herkes için cevaplarsan seviniriz.

Ragnar Üstadımız aylar önce bu soruyu sorduğu zaman beni bir düşünceler aldı, bir düşünceler götürdü anlatamam. Zaten "niye" sorusu cevaplanması en zor sorulardan bir tanesidir. "Nasıl" olduğunu şıp diye anlatabilirim oysa. Misal "google it you moron" diyebilirim "baba, nasıl yapıyorsunuz bunları derse biri bana.

Öncelikle sitenin kuralları gereği sorudaki yanlış bir kısmı düzelteyim. Blog işiyle uğraşıp bir sürü faydalı işi bir kenara diye bırakmak diye bir şey söz konusu değil benim görüşüme göre. "Görüşe göre" de ne komik bir şey. Neyse. Filozof David Bowie Bey'in de dediği gibi… Eee, şey.. Unuttum ne dediğini ama eminim tam uyacak (tam süper olacak) bir şey demiştir.

O yüzden soruyu "neden blog işiyle uğraşıyoruz" olarak alıyorum. Ragnar Hoca’mın hoşuna gitmeyebilir ama ne yapalım artık, vatana millete karşı sorumluluklarımız var. Kendisinden kontra-bloggerlık beklerim ama. Kendisi devrimci blog cephesindendi yanlış hatırlamıyor idiysem. ( Türkçe sevenleri kızmasın bana)

Karanlık. blog adresinden bağlantılara bakalım ve bazı bloggerlar niye yazıyorlar anlatayım anında.

Baktım ama bulamadım bir şey. Sağlık olsun. Başkalarının niye yazdığının yorumunu benim yapmam pek uygun olmaz. Ben niyet yargılarım, bunda çoğu zaman haklı çıkmamın hiçbir önemi yok. Emin olana kadar bir şey demem. Misal orospuluk yapmak için blog yazan birini tanıyorum. Kendisi kötü bir emsaldir. Öğrenmek çok vaktimi aldı benim.

Başkalarını bırakayım da kendimin niye yazdığını söyleyeyim. Bunu çoğu zaman ben, çoğu zaman da diğerleri söyledi. Efenim ben doğuştan artist ve kasıntı bir tip olduğum için blog yazarım. Kanımda hava atmak çok olduğundan CO2 oranım düşüktür. Kendimi olmadığım gibi göstermeye çalışır, manitaları ağıma düşürmek için planlar yaparım. Hiç gitmediğim filmler, hiç okumadığım kitaplar üzerine ahkam keserim. Aslında hiç dostum olmadığı halde sanki çok sevilen bir insanmışım gibi davranırım. Ne de olsa kim nereden neyi bilecek? Dünyanın en duyarlı insanı olarak gösterebilirim kendimi veya isimleri bende saklı gizli birkaç blogger gibi hiç olmayan sevgililerime ağıtlar yakarım, hiç yatmadığım kadınlardan bahseder, tuvalet rulosunu doldurmayacak penisimden bahsederim. Neyin ne kadar doğru, neyin ne kadar eksik, neyin ne kadar yanlış olduğunu kimsenin (doğası gereği) anlayamayacağı bu internet aleminde at koştururum. Yeni insanlarla tanışmak istiyormuş gibi durup aslında “kitle”nin ne kadar sıkıcı ve tekdüze olduğunu bilip bundan uzak dururum. Arada birkaç kişi çıkar belki karşıma farklı olarak. Onlarla başka konuşurum. Ama sen bilemezsin başkasıyla nasıl konuştuğumu. Mesela hiç sevmediğim halde birisine aylarca “aşığım” diye takılabilirim. Emin olamazsın bir türlü. Ben yansımalardan oluşan bir kolaj çalışmasının son ürünü olarak hizmet veren bir blogger’ım. Benim amacım tamamı ne tam doğru ne tam yanlış bir hayat sunmak. Okuyucu ya bunu bir romanmış gibi okur ve kurguladığımı zanneder ya da bunu bir hayat olarak düşünür ve arkasındakileri merak eder. Oysa ikisi de değildir. Blog bir aldatmacadır. Hayatın kendisi de öyle tabi. Blog da onun bir yansımasıdır.

Blog yazarız çünkü herkes hayatın özel olduğunu ve buna tanık olunması gerektiğini düşünür. Aslında hepimiz aynı bokun laciverdi değiliz de neyiz Hocam?

Mayıs 19, 2007

İsteyenin Bir Yüzü, Vermeyenin...

Yine Ben: Bu KARANLIK Sol elini niye bukadar önemiyor. Niçin ona özel site açmış? Sağ elinin ne ... :D Bir elin NE si var .. Sesi var Anladın sen onu :D

Efenim 23,92 senelik hayatımın son 12 senesinde her kötü günümde yanımda olan SolElim'den başka bir şeye özel site açmam çok abes kaçardı. Hiç düşündünüz mü T-Rex neden çok asabidir? Kolları kısa diye mi? Yoksa kollarının kısa oluşu başka bir şey yapmasına engel olduğu için mi? Bu arada sol elimin adı "Elizabeth"tir, sağ elimin ise "Eleanor", biri kraliçe diğeri Rigby ;)

Martılar Dozunda Uçar

ichi: Blogumu okuduguna gore, aslında ne sorucağımı tahmin ediyor olmalısın. "Martılar"! Neden önce biraz bir tarafa sonra diğer tarafa gidiyorlar? Ve ne kadar yüksekten uçacaklarına nasıl karar veriyorlar?

diye sormuş ichi bacı.


Efenim öncelikle martılar bir o tarafa bir de bu tarafa giderler gerçekten. Özellikle vapurları takip edip simitlerini oradan çıkaranların bir çoğunun kafalarına aldıkları simit darbelerinin etkisinin buna yol açtığı üzerinde tartışmalar olan bir konudur. Artık neye sığınıp martıların kafasına simit atıyorlarsa yurdumun yardımsever insanları, garibim martılar kafalarında Dizzy Gillespie melodileriyle uçuyorlar.

Martı olmak doğası gereği zor bir şey. Akbaba olmak gibi. Martıcıklar çöpten besleniyorlar, o yüzden İstanbul boğazında bir çok martı varken kirlilik haritasında daha düşük bölgelere gittiğimizde martıların sayısı azalmakta. Bence Boğaz'ın temizlenmesi ekolojik dengeyi bozup martıların soylarının tükenmesine yol açabilir. O yüzden atıklarımızı her zaman olduğu gibi denize dökmeye en üst düzeyde önem göstermemiz gerekiyor. Şahsen ben, ee, neyse söylemeyeyim...

Martılar yüksekten uçmazlar. O yüzden pek karar verecek durumları yok. Yalnız enteresan bir şekilde Kırlangıçlar için bu soruyu yanıtlayabiliriz, ne de olsa "O Soruyu Sor" doğru soruları da hiçbir ücret talep etmeden sormakta.

Kırlangıçlar yüksekten uçarlar. Bu mahlukat yerden oldukça yüksekte uçan, takılan, dolanan böcekleri yer. Ama bazen görürüz ki alçaktan da uçarlar. Hatta onların alçaktan uçtuklarını gördükten sonra yakında yağmur yağacağını da anlarız. (Şahsen ben çok zeki olduğum için anlıyorum ama bu bilgiyi gene de paylaşayım) Bir termometre ve barometreyle yağmurun yağacağını anlıyoruz. Düşük sıcaklık ve yüksek basınç kardeşliği. Aynı şekilde bu böcekler de yeryüzüne daha yakın takılıyorlar bu koşullarda. Onları yiyen kırlangıçlar da peşlerinde olmak üzere... Hoop, ondan sonra da yağmur yağıyor. Vay anasını değil mi sayın seyirciler?

(Zengin bitirişi yaptım, farkındayım.)

42

izumi: benim asıl merak ettiğim, "o soruyu sor" ile kastedilen soru nedir? net cevap (net soru) bekliyorum.

Bundan yıllar yıllar önce (yaklaşık 17 milyon yıldan bahsediyoruz burada), evrenin uzak bir köşesinde yaşayan üstün zekâlı yaratıklar, hayatın, evrenin, her şeyin cevabını bulması için süper güçlü bir bilgisayar ürettiler. Teknik ayrıntılarına girmeyeceğim bu bilgisayar, cevabı bulmak için 7 milyon yıl istedi bu üstün zekâlı yaratıklardan.

7 milyon yıl sonra, bu üstün zekâlı yaratıklar, tekrar bilgisayarın başına gelip baktılar, cevabı buldu mu bulmadı mı diye. Bilgisayar cevabı bulmuştu ve cevap 42 (yazıyla 42) idi.

Bu cevabı duyan üstün zekâlı yaratıklar, “olacak şey değil, olamaz, hayatın, evrenin her şeyin cevabı 42 olamaz” diye celallendiler bilgisayara karşı. Bilgisayar da “bu dediğiniz bir soru değil, doğru soruyu bulursanız cevabın 42 olacağını görürsünüz” şeklinde bir Türkçe dersi verdi. Bunun üzerine, Türkçe konusunda pek başarılı olmayan bu üstün zekâlı yaratıklar ki zekâlarından şüphe duyarım, “o zaman bize soruyu söyle” şeklinde yeni bir istekte bulundular. (sevgili okur, dikkat edersen bu üstün zekâlı yaratıklar soru sormadılar hiç) Bilgisayar da “bu soruyu ben hesaplayamam, onun yerine gidin insan ırkı diye bir ırk var, yerküre adında bir gezegende yaşıyorlar, hayatları soru sormakla geçiyor, illaki sordukları sorulardan biri değilse öbürü bu cevabın sorusudur” şeklinde bir akıl verdi. Zira bu yaratıklar soru sormayı bilmiyorlardı, çünkü çok üstün zekâlı oldukları için zaten bütün cevaplara sahiptiler.

Bunun üzerine bu üstün zekâlı yaratıklar, ki kendileri dünya üzerinde fare şeklinde görünürler, 10 milyon yıl önce insanlar üzerinde deneyler yapmaya başladılar. Deney yaptıkları anlaşılmasın diye de, sanki insanlar onların üzerinde deney yapıyormuş havası yarattılar.

10 milyon yıl boyunca fareler insanların ağzından doğru sorunun çıkmasını beklediler. Son dönemde, bu fareler, internet teknolojisini de kullanarak, google, yahoo falan, dünya üzerindeki soruları toparlamaya başladılar. Bu sitelerden biri de, sevgili okuyucu, işte şu anda okuduğun blogdur. Dikkat edersen blogun adresi “evrenesorun” dur. Evronosoğlu ile bi alakası yoktur. Bu blogda siz “evren” e sorarsınız. Evren diyorum, aloo, çaktınız mı köfteyi. Evren uzay falan, bunlar insan aklının alamayacağı şeyler.

Peki, bu yazının sonucu nedir sevgili okuyucu.

Sonuç şudur.

Evren ismindeki, divad veya karanlık takma isimlerini kullanan kişi bir faredir.

Peki izumi’nin sorusunda cevap nedir? Daha doğrusu izumi’nin sorduğu sorudaki soru nedir?

İşte bu konuda henüz kesin bir soru bulunamamakla beraber, bugüne dek cevaba çok yakın sorular bulunmuştur. Bu sorulardan en yakını ise, "what do you get when you multiply six by nine?" şeklinde tezahür etmiştir. Dikkat edersen sevgili okuyucu, sorunun cevabı aslında 54’tür. Fakat üzülmemek lazım sevgili okuyucu. Cevabı 42 olan soru da pek yakında bulunacağa benziyor. Hele bu internet teknolojisi varken en geç 1 milyon yıl içinde “o soru” bulunacaktır.

Alx


Not: Sevgili Alx'e yardımlarından ötürü teşekkür ederim.

Mayıs 06, 2007

Çok Hızlı Yanıtlayalım

Çok soru birikmiş bir kaç tanesini birden yanıtlayayım.


Davud: Nick>>"Karanlık" Post headerını Roma Rakamlarından arındırsa Ne olur?

Böyle bir şey tanımlı değil malesef. Yalnız aynı kişinin romen rakamları kullanmadan yazdığı post'ları için (bkz : divadeiwob.blogspot.com)

igloo: lidyalıların bulduğu parayı kim kaybetti?

Lidyalıların buldukları parayı valla ben kaybetmedim.

pınar: TBMM'nin açılış süreci

144 IQ'ya sahip olmama rağmen (söylemesi ayıp, tam 144 tane var bende) anlamış değilim. Bunu bir çok farklı şekilde soru haline getirmek mümkün. Bence TBMM'nin açılışı sürecini merak etmektense "ne istediğini" öğrenmen daha faideli olur sanırım.

izumi: en iyi öğrenci derse gelmeyen, boş kağıt veren öğrenci midir?

En iyi öğrenci derse gidip boş kağıt veren öğrencidir. En iyi yardımcı öğrenci dalında ise derse gelmeyip dopdolu kağıt veren gelir. Derse gelmeyen ve boş kağıt veren öğrenci ise yaşam boyu başarı ödülünü kimseye kaptırmaz.

.: Ben aslında hangi soruyu sormak istiyorum?

Neden ne aradığını bilemeyen kişi hiçbir şey bulamaz?


ser, rumeysa ve ichi, sizin yanıtlarınız ayrı bir post olarak gelecektir, sabrın sonu selamet

Nisan 25, 2007

Sözlü

mehmet: oral seks nedir? niye yapılır? nasıl yapılır? kim yapar? nereden yapar? ne zaman yapar? kafirlik midir? eğer bu soruyu da güzel yanıtlarsan sırada başka sorum var hazırda.

Mehmetçiğim beni korkutmaya devam ediyor. Bundan sonra böyle edepsiz, ahlaka mugayır sorular gelirse yanıtlamayacağım. Haberin ola.

Öncelikle cinsellikle ilgili olarak bilgi edinmek için yanlış bir kaynak olsam da bu blogda yer alan diğer katılımcı arkadaşlardan daha tecrübeli olduğumu söyleyebilirim. Tecrübenin yenilen kazıkların bileşkesi olması lütfen sizi yanlış sonuçlar çıkarmaya itmesin. Ayıbolur.

Sırayla yanıtlayalım;

Soru 1 ) Oral seks nedir?

Yanıt 1 ) Oral seks bir porno filmin prolog ve epilog kısımlarıdır. Oldukça teknik bir terimdir. İkisini de kapsar. Filmin sonu mu yoksa başı mı olduğunu anlayamazsınız. Çemberi tamamlar.
Ayrıca bir tür müzik de denebilir bunu, nefesli bir çalgı çalan biri ve ses çıkaran ikinci bir kişiden de oluşabilir.

Soru 2 ) Oral seks niye yapılır?
Yanıt 2 ) Daha gelişmiş ve bir çok harekete uygun olan ağzın ve dilin ( hatta bazı zamanlar boğazın) başka yerlerin yapamayacağı şeyleri yapmasının getirdiği artılar yüzünden tercih edilebilir. Ek olarak oral fiksasyon denen bir zamazingo vardır ki bu da sebepler arasındadır.
Ayrıca üst düzeyde uyarımı da sayabiliriz.

Soru 3) Oral seks nasıl yapılır?
Yanıt 3 ) Valla çok güzel yapılır.

Bu güzellik kişiden kişiye, teknikten tekniğe değişir, bu kadar sınırlı bir malzemeyle yaratıcı işler yapmak zor olsa dahi bir şekilde insanlar bunu öğreniyorlar ve uyguluyorlar. En güzeli "gönülden" yapılanıdır. Daha fazla bilgi için "hedır buruuk"un bu konuyla ilgili videolarına başvurabilirsiniz Mehmet kardeşim.

Soru 4) Oral seksi kim yapar?
Yanıt 4) Oral seksi karılarını aldatmayan erkeklerin karıları yapar. ( ve tabi vice versa) Zaten Tom Robbins de bu konuya "Half Asleep in Frog Pajamas" kitabında değinmiştir: "Bana oral seks yapmayan bir kadın gösterin, size sadık olmayan bir koca göstereyim."

Soru 5) Oral seks nereden yapılır?
Yanıt 5) Oldukça sivri ve oldukça derin yerlerden yapılır. (Hayır, burun ve delikleri değil)

Soru 6) Oral seks ne zaman yapılır?
Yanıt 6) İlk yanıtımda söylemiştim ama buna ek olarak restoranlar, bar tuvaletinde sıra beklerken, arabayla giderken, sevgilinizin arkadaşıyla film izlerken sevgiliniz tuvalete giderse vs vs, yeter ki isteyin, her zaman olur.

Soru 7) Oral seks kafirlik midir?
Yanıt 7) Değildir.

Tabi internette bir çok kaynak var. Özellikle "The Art of Oral Sex" diye aratırsanız bu konu üzerinde yapılmış bir çok bilimsel araştırmayı okuyabilirsiniz. Görsel ve işitsel kaynaklar için kullanmanız gereken anahtar cümleleri ben söylemeyeyim.



Not: Oral seks üzerine yapılacak her çalışma bu konuya sadece bir "introduction" olabilir. O yüzden rahat olun. Amatör ruhunuzu yitirmeyin. ( tabi takım ruhuyla yaparsanız bu işleri daha iyi de olabilir )


Nisan 13, 2007

Neden?

13 Apr 07, 13:13
CNN: Neden Neden.
13 Apr 07, 13:14
CNN: Neden?

diye sormuş, insan gibi yanıtı şudur bu sorunun:

Neden olmasın?

Mart 25, 2007

Fake Can Be Just As Good

mehmet: burayı cinsel sorunlar merkezi haline getirmek istemesem de sormaktan geri duramıyorum. Orgazm nedir, ne değildir?

Mehmet kardeşim de bir bildiğim yerden bir de bilmediğim yerden soruyor. Allah sonumuzu hayır etsin.

(Bu arada umarım sen 1.85 boyunda ve saçlarını kestirdikten sonra 16 yaşında gösteren Fizikçi Mehmet değilsindir)

Hiç sevişmemiş, hiç bir kadının sıcaklığını hissedememiş (bu ikinci laf 300'ten) biri olarak bu soruyu yanıtlamak oldukça zor olacak. Ama olsun, her ne kadar Güneş'e kimse gitmese de orası hakkında bir çok şey biliyoruz. Aynı basit mantıkla first hand olmayan information'larımı share edeyim.

Master ve Johnson ( Johnson'ın aslında soyadı Servant'mış. Hatta Depeche Mode'un bir şarkısı dahi vardır bu iki kankardeş için) kitaplarından öğrendiğim kadarıyla sevişmenin 3. basamağıdır orgazm. Oysa Reich'a göre bu 4. basamak. Benim görüşüme göre ise bu 7. basamaktır ama aradaki basamaklardan atlamak mümkündür. Yani ikinci kısma gelmeden, ilk öpüşmelerle, koklaşmalarla da orgazma ulaşmak mümkündür. "Was ist das, das Orgasmus?" kitabında ise Heidegger bu konunun çok iyi bir tanımı yapmıştır. Yalnız kitabın başında eski yunanca olarak yer aldığı için bendeniz o kısımları anlamamış ve sadece resimlerine bakarak yetinmiştim.

Her iki cins de orgazma ulaşabilirken erkeklerin daha sık ve kolay orgazma ulaştıkları yalanı ortalığı sarmıştır. Evet, erkekler biraz daha şanslıdır ama durum tam da çizildiği şekliyle değildir.
Her yüz kadından sadece 15'inin orgazm olabileceği yapılan araştırmalarla gösterilmiştir. Vajinanın yapısı gereği çogu kadın bu mutluluktan mahrum kalmaktadır. Tabi ortalamaya vurunca ise her yüz sevişmeden sadece ikisinde (evet sayıyla 2) kadınlar orgazm olabilmekte. Oysa bunu erkeklere sorduğumuz zaman onlar partnerlerinin yüzde 85 oranında orgazm olduğunu söylemekte. Tabi bunda kadınların rol yapmasının etkisinin yüzde 83.2 olduğunu söylemek lazım. Çeşitli sebeplerden ötürü (kadınlar siz bunları biliyorsunuzdur, erkekler ise mail atabilirler bana) kadınlar "fake orgasm" yolunu seçiyorlar.

Tabi çok abartmayalım durumu. Erkekler ise çoğu zaman orgazm olduklarını zannediyorlar. (Zaten garibim erkekler hiçbir bok bilmiyorlar) Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki erkeklerin yüzde 48'i boşalma anında yaşadıkları durumu orgazm zannediyorlarmış. Yüzde 35'lik kısım ise çoğu zaman "işer gibi" boşaldıklarını söylemişler. Yani anlayacağınız tuvalate gitmek bile daha iyi olabilir aslında. Benim de inancım budur. Evet, doğal olarak süreç gereği kalp daha hızlı atmakta vs ama buna orgazm demek çok büyük bir hakaret olur. Erkeğin kültürel seviyesi arttıkça genelde onu doyuma ulaştıracak yöntemler de değişmekte. Bunların neler olduğu da bende saklı ama buradan kadınlara sesleniyorum her boşalma bir orgazm değildir ve büyük ihtimalle bir erkek ( eğer çok şanslı değilse) yüzde 5 civarında orgazm olabilir.

Kapanışı çok güzel ve zeki bir olan kadın olan Sharon Stone'un ağzından yapalım: Women might be able to fake orgasms. But men can fake whole relationships.

Ode To Joy

Alx: yaw bi zamanlar kepek sorunu olan bir neşe vardı. Ne oldu ona? Kepek sorunu çözüme ulaştı mı?

90'lı yılların vazgeçilmez reklam kahramanıydı Neşe. Onunla yarışabilen bir tek Kaan Girgin vardı. O da çok fazla "pardon" dediği için fazla tutunamadı ekranlarda, kendi reklam ajansını kurup parayı kırdı ama sonrasında.

Neşe'den uzaklaşmayalım ve Ode To Joy yazımızı yazalım.

Efenim, dualizmin öncülerinden Neşe'nin kafasının yarısını (şimdi reklam yapmayalım) süper mükemmel bir şampuanla, diğer yarısını da siktiriboktan bir şampuanla yıkarlardı. 6 hafta süren bu deneyin biz sadece öncesi ve sonrası kısımlarına tanık olabilmiştik. Süpper mükkemmel şampuanla yıkanan bölge kepeksiz, diğer bölge ise bok gibi kepek kaynıyordu. Sanki İpana'nın yumurta testini uyguluyorlardı kızcağız kafasında. Allahtan sirkeye batırmıyorlardı. Neyse. Edindiğim istihbarata göre reklamlardan sonra bile Neşe buna devam etmiş alışkanlıkla. Hatta Oliver Sacks'ın o ünlü "The Man Who Mistook His Wife For A Hat And Other Clinical Tales" kitabında (çok fazla kitap okuduğumu söylemiş miydim, çok entelim) Neşe'yi görmemiz an meselesiymiş. Mr. Sacks Türkiye'ye yaptığı bir ziyaret sonrasında Neşe'ye rastlayıp neden saçlarının yarısını farklı bir şampuanla yıkadığını araştırmış daha sonrasında bunun nörolojik bir sebebi olmadığını, safi mallıktan kaynaklandığını bulunca pılını pırtını toplayıp memleketine dönmüş ve bir daha Türkiye topraklarına ayak basmayacağına yemin etmiş.

Yıllarca buna devam eden Neşe ise ilerleyen aşamalarda sadece saçını değil yüzünün de yarısını farklı bir şampuanla yıkamış. Sonunda ne olduğunu tahmin edebilirsiniz: Malzemeden çalan ipne bir kimyager yüzünden yüzünün yarısı yüzülmüş. Ama hayata sıkı sıkıya sarılan Neşe Batman Forever filminde Two-Face rolüyle karşımıza çıkmıştır.

Neşe şu an Kaliforniya'da Tommy Lee Jones olarak hayatına devam etmekte, evli ve iki çocuk babasıdır. Ayrıca Fugitive filmiyle bir de En İyi Erkek Oyuncu Oskar'ına sahiptir.